
Milli Takımımız, EURO 2012 elemeleri play-off turunda Hırvatistan'la eşleşti. Eşleşme ihtimalimiz olan 4 takım arasında yer alan Portekiz, oyuncu kalitesiyle diğer takımlara nazaran ön plana çıkıyordu. Diğer 3 takım arasında ise bizi negatif anlamda etkileyebilecek bir takım yoktu. Avantaj olarak ise Çek Cumhuriyeti karşısına taraftar baskısı sorunuyla karşılaşmayabilirdik, ki bu baskıyı Hırvatistan'da hissedeceğimiz aşikar. Milli takım maçlarında ne yazık ki kulüp bazında gösterdiğimiz etkin taraftar performasını gösteremiyoruz. Bu anlamda, ikinci maçın da deplasmanda olduğunu hesaba katarsak, Hırvatistan'ın bu konuda daha avantajlı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Önümüzde 1 aylık süreci iyi değerlendirmek zorundayız. Oynadığımız oyun ortada ve kadro istikrarını bir türlü sağlayamıyoruz. Defans bölgesinde ki sıkıntı çok açık, bu bölgede Servet biraz ağır kalıyor ve rakip takımlar da bunun farkında olacaklar ki, Servet üzerinden oynamaya çalışıyorlar. Bu bölgede İbrahim Toraman neden düşünülmez anlamak zor, hatta tecrübesiz olsa da Serdar Aziz bu bölgede bir diğer alternatif olabilir. Oyunun hücüm yönünde ise bir başka sıkıntı ile karşı karşıyayız; gol atamıyoruz..
Burak Yılmaz, ligde oynadığı maçlarda çok etkili oynuyor ama Milli Takım'da oyun şablonumuzun da etkisiyle ligde göstermiş olduğu performansın altında kalıyor. Semih'in bir an önce form tutup kadroya katılması en büyük temennimiz. Bugün Avrupa'da ekol olmuş ya da ekol olma yolunda ilerleyen takımlar mutlaka orta saha oyuncularından skor katkısı alıyorlar. Bizim aynı bölgede katkı alabildiğimiz tek isim ise Arda Turan. Bu sorunu, Kazım'ın biraz daha sorumluluk olarak kanatlardan ziyade ceza sahasına yönelmesiyle, sakatlıktan yeni çıkan Emre Belözoğlu ve Nuri Şahin'in katkılarıyla aşabiliriz. Belki de kadroda düşünülmeyen Tuncay Şanlı-Gökdeniz ikilisinden bir tanesi bu maçlarda bu misyonu üstlenebilir.
Hırvatistan ile son maçımızı, Euro 2008 Çeyrek Final'inde oynamıştık. O gün takımının başında yer alan Slaven Bilic, bugün hala takımının başında. İşin psikolojik tarafını düşündüğümüzde ve mantalite olarak baktığımızda bu maçı unutmaları mümkün değil. Bu durumun bizim avantajımıza mı yoksa dezavantajımıza mı olduğu ise muamma ama ben avantaj olduğunu düşünenlerdenim, çünkü mutlaka kazanmak isteyeceklerdir. Bu durumu iyi değerlendirmeliyiz. Grupta oynadığımız kontra atak futboldan ziyade topa hakim olmalı ve oyuna yön veren taraf biz olmalıyız.
Hırvatistan oyun olarak çok çok iyi bir performans ortaya koymuyor belki ama belirli bir standartları var ve bu standartın altına inmiyorlar. İç saha maçlarında taraftarının etkisiyle hücüm futbolu oynarlarken, deplasman maçlarında daha çok rakibin oyun şablonuna göre hareket ediyorlar. Orta sahalarında oynayan Tottenham'lı Luka Modric kilit rol üstleniyor. Hatta uç bir örnek vermek gerekirse; Milos Teodosic'in Sırbistan Basketbol Milli Takımı'na, Tony Parker'ın Fransa Basketbol Milli Takımı'na verdiği katkıya eşdeğer bir katkı veriyor. Önlemini iyi alırsak, oyunlarını direk olarak etkileyebiliriz.
Oyuncu kalitesi, oyuncuların gösterdikleri istikrar ve oyun kalitesi olarak baktığımızda, eğer maçı bugün oynamış olsaydık favori benim gözümde Hırvatistan olacaktı ama önümüzde yeterli bir hazırlık dönemi var, sakat oyuncularımızın da takıma katılması ve takımlarında form tutmasıyla birlikte ben şansları eşit görüyorum. Yeter ki ilk maçta gol yemeyelim,0-0'lık beraberlik dahi bizim için iyi bir skor, en azından 2.maça %50-%50 ihtimal ile başlarız.


